Münir Arıkan

Şirketlerde Bilim Kurulu Uygulaması & Multidisipliner Bilgelik

Deeper or Shallower (Derinlemesine mi, Yüzeysel mi?)

Sanayi Devriminin ilk yılları, ‘deeper specialization’ dediğimiz derinlemesine uzmanlık dediğimiz, her şeyin bir şeyini değil, her şeyin her şeyini bilen derin uzmanların, guru ustaların, mesleğinin inciğini cıncığını boncuğunu en iyi bilen pratisyenlerin dönemiydi! Dededen, babadan kalma yöntemlerle süre gelen atölye mantığı da bunu gerektiriyordu. Bir şey yapılacaksa, onu sıfırdan alıp, kendi atölyesinde imal eden aile mensupları, işim tüm sürecine tam olarak hakimlerdi. Yıllardır kuşaktan kuşağa devralınan yaşanmışlık ve derin tecrübeler de cabası.

Bu derin uzmanlık döneminde mesela 1903 yılında Ford T model bir arabayı, bu derin uzman ustaların 100 tanesi bir araya gelerek, 10 gün uğraşarak yapabiliyorlardı. 100 uzman, 10 gün, 1 araba! Hepsi araba imal sürecinin tüm aşamalarına hakim, 100 uzman usta, işi yapan alt birimlere, her aşama ile ilgili detaylı iş emirleri verecek bilgi, yetkinlik ve bilgeliktelerdi. O yılları daha iyi anlamak adına, şu anda 2025 yılında, 1 usta ve 170 robotla, 39 sn ile (Tesla) 57 saniyede bir (Volkswagen) araba imal edildiğini bilmenizi isterim.

Bilgi Çağı’nda bir taraftan bilginin  inanılmaz bir şekilde çoğalması, diğer taraftan teknolojinin de inanılmaz bir şekilde gelişmesi; üretim süreçlerine olan hakimiyeti ister istemez azalttı. O yılların derinlemesine bilgeliği, yüzeysel uzmanlığa evrildi. Biomimicry ve triboloji gibi Yepyeni bilim dalları çıktı. Eskiden birbiri ile alakasını kurmakta zorlandığımız ‘şey’ler arasında mükemmel bir bağlantısallık olduğunun farkına varıldı. Ve böylece disiplinler arası birbirine olan mecburiyeti zorlayan simbiyotik bir dönem başladı!

Artık üretilen bir araba veya bir makine ile ilgili iş ve işlemleri;  tüm süreçlere hakim olan bir uzman yerine, tüm süreçlerin kendi bölümlerine hakim olan alt uzmanlardan oluşan bir konsorsiyum yürütüyor. Çünkü astronomik olarak artan ve sürekli de artmakta olan çılgın bilgiye hakim olmak için,  bir insan ömrünün yeterli olma ihtimali ortadan kalktı!

99’u işten çıkartılan ya da işini kaybeden bu üstat ustaların yerine gelen 170 araba robotu, sadece otomotiv sektöründe değil, diğer tüm sektörleri de etkiledi.

Ağır, rutin ve riskli işleri artık robotlara devrettik. Çok kompleks problemlerin çözümünü de özellikle üretim simülasyonlarında Yapay Zeka’ya devretmek üzereyiz.

Peki bu durumda uzman insana ihtiyaç ortadan kalkıyor mu? Elbette hayır.

Bu uzman ustalar, guru’lar, üstatlar, işi vizyon, strateji ve operasyon kısmında kafa kafaya verip işe start verme durumundalar. Bunun için de, benim Multidisipliner Bilgelik dediğim bir konsepte çalışmak zorundalar.

Bebek Beşiğinin Üstadlık Beklentisi

Basit bir örnek vermem gerekirse; 100 yıl önce bir bebek beşiği imal etmek için bir usta yeterli olabilirdi. Yeterliydi de.

Proses; ağaç veya demiri bul. İstediğin şekilde kes, yont veya bük. Beşiği yap.. şeklinde ilerliyordu!

Peki ya şimdi?

Basit bir bebek beşiği yapmak için, ekibin içinde;

Psikolog (Çocuğu uyumayan anne baba psikolojisini anlamak için)

Pedagog (uyumayan çocuğun psikolojisini çözümlemek için)

Doktor (Uyumayan çocuğun rahatsızlıkları anlamak ve nasıl daha iyi uyuyabileceğini çözümlemek için)

Tamamlayıcı Tıp Uzmanı (Bir masaj, bir Aromaterapik yağ, bir Fitoterapik bitki çayı, bir Hebalist yaklaşım ile kaliteli uyku sağlayacak bilgileri vermek için)

Dini bilgilere sahip bir Uzman (Çocuğun dini açıdan yatma yönü, kardeşlerin mahremiyet algısı, anne baba odasında beşiğin olup olmaması v.b. İslami konulara hassasiyetle yorumlamak için)

İklimlendirme Uzmanı (Konforlu, sağlıklı ve bebeğe en uygun Isıtma, soğutma ve havalandırma için en uygun sistem önerisinde bulunmak için)

Boya Uzmanı (Allerjik ve kansorejen boyalardan korumak için)

Ortam nemlendirme Uzmanı (Kaloriferlerle kuruyan ortamda kuruyan boğaz problemlerinin yol açtığı öksürük vb sebeplerle uyuyamayan bebeklerin uyuyabileceği bir nem düzeyi sağlamak için)

Yatak Uzmanı (Beşik iyi de, ya yatak… Konforlu bir uykunun en önemli unsuru olan ergonomik, anti alerjik, anti bakteriyel, ısıtma ve soğutmalı, terletmeyen, hatta masaj yapan akıllı ve kaliteli bir yatak için)

Ehh.. Bunca işi yapan uzmanların yanına bir de beşiğimizi yapacak bir Mühendis!

Basit bir bebek beşiği için bunca uzman.

Mimar Sinan’ın Dehası ve Bilgi Derinliği

Bir düşünsenize, 98 yıllık ömrüne, 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere toplamda 375 eser inşa eden Mimar Sinan acaba günümüzde yaşasaydı, şu modern ve çağdaş dönemin mimarı olarak bütün bunları yapabilir miydi?

Koca Mimar’ın döneminde camide kullanacağınız taşları çıkartacağınız taş ocağı bile Sizin ilminiz içinde olmak zorundaydı.

Taşların arasına kurşun teller ile yapacağınız (İnsanlık Tarihi’nin ilk) Deprem İzolatörü’nün de uzmanlığı Sizde olmak zorundaydı.

Harcını, sıvasını, o sağlam duvarları gönül bezemesi ile süsleyen çinisini, hatta duvarlara yapıya uygun, dönemin Sultan’ına uygun, konjönktüre uygun, mekana uygun hangi hüsnü hattın gideceğini bile bilmek zorundaydınız.

Caminin kubbesi ayrı bir ilim. Baki kalan kubbedeki hoş sedanın, caminin her köşesine aynı desibelde ulaşmasını sağlayacak ses sistemi apayrı bir ilim. Koca Mimar’ın sesi havada neredeyse askıda tutan bir derecedeki yavaşlatma sanatı, asırlardır hala gizemini koruyan bir konu. Minaresi apayrı bir ilim. Depreme dayanıklığı bunların dışında bir zemin etüdü gerektiriyor. Bambaşka bir alan. Şehrin silüeti ile ilgili başka bir mimarlık uzmanlığı var. Ama Koca Mimar bunların hepsini bilmek zorundaydı ve şaşırtıcı bir biçimde, bunların hepsine vakıftı. Bunları bildiği gibi, bir de o zamanların akşam, yatsı, teravih, teheccüd ve sabah namazları için elzem olan aydınlatma sorunu var. Bunu da Camiyi aydınlattığı yetmezmiş gibi, kandillerin islerini topladığı özel bir kanaldan bir haznede biriktirdiği islerle hattatların kullanacağı asırlarca solmayan mürekkebi üretmişti.

Bildiğiniz üzre, İs odası, Süleymaniye Camii içinde o devirde yanan kandillerin isini toplayıp mürekkebe dönüştüren ve tamamen doğal havalandırma ile çalışan doğal bir baca sistemiydi. Bir taşla, hem aydınlatma, hem havalandırma hem de mürekkep üretimi olmak üzere 3 koca kuş.

Caminin dış görüntüsü, bahçesi, peyzajı, avlusu, tuvaletleri ve şadırvanı da cabası.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de kuşların güvenli bir şekilde konaklaması için cami duvarlarına o şaheser kuş evlerini yapmaz mı? İnsanın aklı havsalası almıyor gerçekten. Bunu da mı düşündün be Koca Mimar? Bunu da mı biliyordun?

O zamanların deeper specialization’ dediğimiz derinlemesine uzmanlık tarzı, bunu gerektiriyordu.İnanın o büyük ecdadımızın dahatam anlamıyla sırlarına vakıf durumda değiliz. Mesela işi daha da derinlemesine götürecek olursak, Koca Mimar,

Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’ın kızı olan Mihrimah Sultan’ın isteği üzerine yaptığı 2 Külliye Cami’ye ; Üsküdar’daki Mihrimah Sultan ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Külliyelerinde öyle bir sanat konuşturmuştur ki, hem tarihçiler hem de mimarlar şaşkın kalmıştır.

Bildiğiniz gibi, Mihrimah, Farsça’da Güneş ile Ay anlamına gelen 2 kelimenin birleşmesiyle meydana gelen bir sisimdir. Mihrimah Sultan’ın Güneş’le Ay anlamına gelen ismine ithaf edercesine yılın sadece birkaç gününde (Özellikleiki caminin de aynı anda görülebildiği bir konumdan, gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart’ta, yani Mihrimah Sultan’ın doğum gününde; Edirnekapı Camii’nin tek minaresi ardından güneş batarken, Üsküdar Camii’nin ardından ay doğar. İşte O zamanların deeper specialization’ dediğimiz derinlemesine uzmanlık tarzı böyle bir şümullü uzmanlığı gerektiriyordu. Mimarinin temel taşı olan matematik bilgisi yanında, devrin en derûnî astronomi bilgisine de hâiz olmanız gerekiyordu. Yatayda ve dikeyde. İşinizle ilgili ne varsa bilmek zorundaydınız.

Şimdi camilerle ilgili inanın neredeyse yüze yakın alt uzmanlık dalları oluşmuş durumda.

İnşasından önce, inşa edilirken ve inşası bittikten sonra her süreçte ayrı ayrı onlarca uzmanlık var. Cami halıları ayrı, cami ısıtması ayrı, iklimlendirmesi ise apayrı uzmanlık alanı. WC’ler ayı, şadırvan ayrı, minare apayrı bir uzmanlık alanı oldu. Hatta kullanılan malzemelerin malzeme mühendisi denilen ayrı bir uzmanı daha var.

Camilerin en önemli unsuru seslendirmeyi o dönemde en iyi bilen kişi Koca Mimar’ken, şimdi mimarlar bunu ses mühendislerine vermiş durumda ve bu sektör, mimarlıktan apayrı bir bilim dalı olarak ilerlemiş durumda.

Hatta cami imamlarına şan dersi veren konservatuar hocaları, müziğin bu alanında sanat icra ederken, okuduğu makama uygun ve kişiliği temsil edip, o ağırlığı taşıyacak bir ses tonu için özel ses koçları bile var.

Peki ya daha komplike, daha karmaşık ve daha teknolojik işleriniz için?

Yüksek teknoloji Endüstri 4.0 Fabrikalarınıza?

Akıllı sensörler tabanlı Nesnelerin İnterneti (The internet of the Things – IoT) ile iletişim kurarak yönettiğiniz tüm üretim faktörleri ve süreçlerinizde?

Ya da tamamen insansızlaştırdığınız Dark Factory (Karanlık Fabrikalarınızda)?

Tahmin edersiniz ki, işiniz bu bebek beşiği’ndekinden çok daha zor ve zahmetli olacaktır! Bunca yükün altından kalkacak ve bunca zahmetin üstesinden gelebilecek bir Süpermen de olmadığınıza göre… Peki çözüm ve çare nedir?

Şirketlerde Bilim Kurulu Uygulaması

O halde önerdiğim Bilim Kurulu Uygulamasına geçmenin tam vaktidir.

Bu makaleyi okuyan her çalışanın kendi şirketine göre bir örnekleme yapamayacağım için üzgünüm. Ama bazı ana unsurları merkeze alarak, aşağıda örnekleme çalıştığım Organizasyon Şeması üzerinden ilerleyelim isterseniz;

Yönetim Kurulu

Yönetim Kurulu Başkanı

Özel Kalem Müdürü – CEO Office

Bilim Kurulu – (Bilim Kurulu Üyelerinin uzmanlık Alanları)

Yönetim

Üretim

Tedarik Zinciri

Lojistik

Akıllı Depo

Kalite

Satış Pazarlama

Dış Ticaret

Mali İşler & Finans

ARGE & İnovasyon

Marka

İnsan Kıymetleri

Kurumsal İletişim

Teknoloji & Futurizm (Özellikle robotik konusunda)

BT & Kurumsal ERP

Yapay Zeka ve Akıllı Veri

Genel Müdür

Mali İşler Müdürü

Finans Müdürü

Tedarik Zinciri Müdürü / Operasyon Müdürü / Üretim Müdürü

Arge ve İnovasyon Müdürü

Kalite & İç Denetim Müdürü

Satış Pazarlama Müdürü

Dış Ticaret Müdürü

Marka Elçisi (Kurumsal İletişim Müdürü)

İnsan Kıymetleri Müdürü (Bendeniz İnsan Hizmetleri kavramını kullanıyorum)

Teknoloji & Futurizm Elçisi

BT & Kurumsal ERP Müdürü – Dijital Dönüşüm Doktoru

Böyle bir Kurumsal Yapılanma içerisinde;

Yönetim Kuruluna bağlı

Şirketin üretim ve faaliyetlerini kapsayan alt uzmanlık alanlarında

Konusunda uzman ve saygın kişilerden oluşan

Ayda, iki ayda veya üç ayda bir toplanan ve

Şirkete inovatif ve kurumsal fikirler üreten bir heyete ihtiyaç vardır.

Bilim Kurulu, kendi içerisinde bir Genel Sekreter seçer.

Bu Genel Sekreter gündemi toplantı öncesinde yollar.

Toplantı esnasında toplantı notlarını tutar.

Toplantı sonrasında bu notları üyelerle paylaşır.

Bir sonraki toplantıya kadarki süreçte, şirketin mevcut durumu, ilgi alanları ve ihtiyaçları ile ilgili bilgileri üyelerle paylaşır. Böylece şirketin ihtiyacını üyelere belirtmiş olur.

Üyeler de eski tabirle, o konularda kulağı kesik olur. O konuları gündemine alır. O sorunların çözümüne yönelik, kendi zaviyelerinden ayrı ayrı araştırmalar yaparlar. 

Aslında bir sonraki toplantıya kadar arka fonda hep o şirket ve gündemi çalar bir anlamda.

Bilim Kurulu Uygulamasının Faydaları

Bu kadar yüksek bilgi ve uzmanlık seviyesindeki üyeler ve onların yüksek odaklanması sonucu, şirket gerçekten ümit ettiği katma değere ve inovatif çözümlere ulaşır.

Bilim Kurulu, basit bir arge önerisinden öte, şirkete ruh ve canlılık kazandıracak çok önemli şirket içi kurumsal bir örgüttür.

Yönetimin aldığı ve alacağı kararların bu bilge kurulun süzeğinden geçirilmesi, hiç umulmadık faydalar doğuracaktır. Her şeyden evvel yönetim, aldığı kararlar konusunda daha yüksek bir özgüvene kavuşacaktır.

İstişare müessesesi çalıştırıldığı için manevi açıdan işin bereketi hasıl olacak ve bir farziyeti yerine getirmenin huzuruna kavuşulacaktır. Bildiğiniz gibi Mecelle’de her ne kadar ‘İstişare Sünnet ama müsteşar mümtaz gerek’ dense de, bendeniz acizane; ‘İstişare farz! Müsteşar mümtaz! Mottosunu’ kullanıyorum. Bu açıdan farz olan bir emir yerine getirilmiş oluyor.

İşin sadece yönetim açısından değil, çalışanlar açısından da bir değerlendirilmesi gerekirse, onlar da Bilim Kurulu sonrası, yönetime daha fazla saygı duymaya ve yönetimin aldığı kararlara karşı daha saygılı olmaya başlayacaklardır. Öyle ya, Bilim Kurulu’nan geçen bu kararda, o kadar bilim insanı ve iş insanın ortak aklının olması, onları daha hüsnü kabullü bir tavra yöneltecektir.

İş süreçlerinin verimliliği açısından Bilim Kurulu çok daha etkin bir proses geliştirebilir.

Kaynakların verimli kullanılmasına yönelik yapıcı tavsiyelerde bulunabilir.

Sahip olduğu network sayesinde, üretim girdilerin tedarikinde daha uygun maliyetler sunabilir. Daha uygun maliyetli kurumlara yönlendirebilir.

İşin en önemli kısmı elbette İnovatif çözümler üretmek, yenilikçi uygulamalar geliştirmek. Ama Şirket Yönetimi açısından Bilim Kurulu’nun sağlayacağı kurumsal duruş, imaj ve prestij faktörü çok daha fazla etki edecektir. Tabiri caizse, şirket yeni bir stile sahip olacaktır.

Bilim Kurulu bunca katkısının yanı sıra son olarak;

Şirket birleşmeleri

Şirket satın almaları

Global Fonlara ulaşım

Exit (Pazardan çıkış) stratejileri

Yeni iş kollarına giriş veya mevcuttan çıkış

Yurt dışı operasyonları

Stratejik çözüm ortaklı

Daha uygun tedarikçiler gibi katkıları sağlayacaktır.

Ama bu katkıların içerisinde Yeni ve genç yeteneklerin kuruma kazandırılmasında, inanılmaz bir katkı sağlayacaktır.

Bu anlamda ayriyeten öğrencilerden oluşan bir Genç Bilim Kurulu teşkili de düşünülebilir.

Çünkü Genç Kuşaklar, Patron şirketlerinde ya da Kurumsallaşmış Aile Şirketlerinde; karar verme mekanizmalarının kişiye bağlı olmaktan çıkartılıp, ortak Akıl Algoritmasına bağlı olmasını tercih ediyorlar. Ayrıca gençlerin patronlara mentörlüğü şeklinde cereyan eden, Reverse Mentoring diye yeni bir kavram da iş dünyasında oluşmuş durumda!

Genç Kuşaklara bir bakın! Geleneksel Medyayı takip eden bir genç görüyor musunuz? Ben göremiyorum. Gazete alan bir genç neredeyse yok gibi.

Bunu sebebi, Geleneksek Medya’da, bu gazete olur, Dergi olur, TV olur… Ama bunların hepsinde  neyin yayınlanacağına, basılacağına ve gösterileceğine Patron karar verir!

Gençler bundan rahatsız oluyorlar. İstiyorlar ki, işin bir ilkesi olsun. Ortak akla uyulsun. Süreçlerin içerisinde olunsun. Ve yönetim bu ortak aklın verdiği kararlara göre icra edilsin.

Yeni Medya’nın bu kadar trend olmasının sebebi de bu değil mi zaten. Çünkü geleneksel medyanın aksine, yeni Medya’da kararlara bir algoritma karar veriyor. Neyin TT olacağına, neyin reytinginin yükseleceğine, neyin daha fazla konuşulacağına, bu yapay zeka karar veriyor. Yapay Zeka da, var olana göre karar verdiği için, ortaya çıkan realite hakikatin ta kendisi oluyor ve yüksek kabul görüyor. Bunu manevi değerlerimize uygunluk açısından tartışmıyorum. Ortadaki realite, dini inancımıza ve manevi değerlerimize çok zıt bir şey olabilir ama en azından yalan değildir. Çarpıtılmış değil, arttırılmış bir gerçekliktir.

Aynı yöntemin Bilim Kurulu marifetiyle şirketlerde uygulanıyor olması, normal hayatında da bu şekilde yaşayan Genç Kuşakları, şirkete çekecektir.

Yönetim’in en önemli görevlerinin başında genç yetenekler için bir mıknatıs görevi yürütmesi gelir. Ve liderler bu görevini yerine getirirken Bilim Kurulu’ndan azami yararlanacaklardır diye düşünüyorum.

Not: 2000 yılından beri danışmanlığını yaptığım aile şirketlerinde, Yönetici Koçluğunu yaptığım hemen hemen her şirkette bir Bilim Kurulu kurmayı başardım. Sayısız faidelerine şahit olduğum bu Kurulu, şu anda da Yönetici Koçluğunu yaptığım şirketlerde kurmaya devam etmekteyim.

Bilime saygı, alime hürmet; her zaman kazandıracaktır.

Bilim Kurulunuz şimdiden hayırlı olsun!

Münir Arıkan

Düşünce Koçu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir