Yazar > Makaleler

İş Arayanları İş Bulanlara Çevirme Kılavuzu - 4

“Ben Aramam, Bulurum” Pablo Picasso

Başlıca üç tip insan vardır diyor Platon; “Bilgi sever, ün sever ve para sever”
Siz iş sever olun. Bunların üçü de peşi sıra gelecektir.
Münir Arıkan



Üç haftadır sorduğumuz yedi soruyla başlayalım, bu haftaki yazımıza;
1. Ne arıyoruz?
2. Ne aradığımızı biliyor muyuz?
3. Şu anda çalıştığımız işimizi seviyor muyuz?
4. Hangi işi sevdiğimizi nasıl anlayabileceğiz?
5. Bir insan ne istediğini nasıl bilebilir?
6. Bir insan, kendisini o istediğine ulaştıracak yolları nasıl bulabilir?
7. Yaşamak için mi çalışıyorsunuz, yoksa çalışmak için mi yaşıyorsunuz?


Üç haftadır, aldığım yüzlerce mail, yazdığınız onlarca yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. (Ancak biraz daha kısa yazarsanız sevinirim  Canlarım)
İsmim saklı kalsın, e-mailim yayınlanmasın isteklerinize uyup, bana yolladığınız ve her birinizi ayrı ayrı cevapladığım, o güzel mesajları yayınlamıyorum.
Ama mesajlarınızdaki ortak konular da aşağı yukarı bu yedi soruda kilitleniyordu.
52 hafta sürecek bu yazı dizisi serüvenimizin de yol haritası niteliğinde olan bu yedi soruya, en kaliteli cevapları verenlerin, en kaliteli kariyerleri olacak, inanın.
Bu yedi sorunun, gerçek cevabını bulanların, kariyer hayatı şenlenecek.
Bu yedi soruya yenileri gelecek her hafta.
Ve her soruyu sizlerden de gelen o güzel yorum ve katkılarla, en güzel cevabı ile eşleştirmiş olacağız.
Şimdi size yedi soruyu şahsen sormak istiyorum;
Lütfen aynı moda siz de o güzel gönlünüze sorun. Özünüze. Gönlünüze.
Verdiğiniz, bulduğunuz, düşündüğünüz o güzel cevapları bekliyorum;

1. Ne arıyorsunuz? Neyi arıyorsunuz?
Yani iş hayatından. Çalışma nedeniniz ne?
Maaş mı? Geçim mi? Kariyer mi? Şan, şöhret, unvan mı? Başarı mı? Huzur mu? Mutluluk mu?
Sahi niçin çalışıyorsunuz?

2. Ne aradığınızı biliyor musunuz?
Hayatın akışına kaptırır ya insan bazen kendini.
Çalışmış olmak, çalışmamış ya da çalışmıyor olmaktan iyidir. Sırf bu yüzden çalışır, didinir, durur. Nasılsa, çalışmayana ekmek yoktur.
Ama sırf bu yüzden, sırf bu yüzden okumak okumaktan iyi olduğu için okula gidip gelen milyonlarca gencimiz var. Hayat gayesinden ve varlık sebebinden habersiz. Ne aradıklarını bilmeden, öylesine okul hayatlarını sürdüren milyonlar var. Amaçsız milyonlar var. Şu koca ülkede.
Yine aynı şekilde, sırf evlenmek evlenmekten iyidir diye, hayatta ne aradığına karar verme düşüncesinden bile mahrum bırakılmış milyonlarca evli çift var. Ama maalesef evliliğin evlenmemekten bin kat daha berbat bir şey olduğunu, o asla aramadıkları eşle aynı çatı altına girdiklerinde anlıyorlar. Ama nafile.
İnsan ne aradığını bilmeden nasıl yaşar?
Aradığını bilmeden, bulduğunu nasıl anlar?
Ne aradığını bilmeden, bulamadıklarının ızdırabını nasıl yaşar?

3. Şu anda çalıştığınız işinizi seviyor musunuz?
Gelen cevaplardan ve İK konusunda yapılmış bütün anket çalışmalarından gördüğüm kadarıyla, okulunu sevmeyen bir öğrenci, işini sevmeyen bir çalışan ve eşini sevmeyen bir çift yetiştirmişiz, şu koca ülkede. Ve bunlardan çok var, hem de milyonlarca.
İşinizi niçin sevmeniz gerektiği size öğretiliyor mu?
“Kızım, na’pacaksın. Başka çaren mi var?” sorularına mı maruz bırakılıyorsunuz yoksa?
Seviyor musunuz? Seviyormuş gibi mi yapıyorsunuz?

4. Hangi işi sevdiğinizi nasıl anlayabileceksiniz?
Ya da çalıştığınız işi sevmiyorsunuz. Tamam buna saygı duyuyorum ama başkaca sevdiğiniz bir iş var mı, bundan başka?
Gönlünüzde yatan 3-5 arslan var. Ama bunların hangisini sevdiğinizi, gerçekten sevdiğiniz işin o olup olmadığını nasıl anlayabileceksiniz?

5. Bir insan ne istediğini nasıl bilebilir?
Diyelim A işini sevdiğinizi anladınız. Gönlünüzden gelen sinyaller öyle.
Peki ama A işini sevdiğinizi nasıl anlayacaksınız?
Bunun bir maymun iştahlılık, bir kaçış, yeni bir başlangıç amaçlı bir istek olmadığını nasıl ayırt edebileceksiniz?
Ya da sırf parası, itibarı ya da kolaylığı dolayısı ise istemediğinizi nasıl anlayabileceksiniz?

6. Bir insan, kendisini o istediğine ulaştıracak yolları nasıl bulabilir?
Sağlamasını yaptınız. A işi gerçekten istediğiniz iş. Yani gerçekten sevdiğiniz iş. Hayatınızı adayacağınız iş.
Peki sizi o işe götürecek yolları nasıl bulabilirsiniz?
O işe nasıl kavuşabilirsiniz?
Hayalinizi, nasıl ve ne şekilde hedef haline dönüştürebilir ve sonunda ona kavuşabilirsiniz?

7. Yaşamak için mi çalışıyorsunuz, yoksa çalışmak için mi yaşıyorsunuz?İşte beraberce bulacağımız bu altı sorunun cevabı; bizi yedi numaralı son soruya götürüp, kutumuzu açtıracak!
İlk altı sorunun doğru cevapları, bize yaşamak için mi çalışıyor olduğumuzu yoksa, çalışmak için mi yaşıyor olduğumuzu ispat edecek.
Gücenmece, darılmaca yok.
Cevaplar, kendi cevaplarınız olacak.
Ve bana yolladığınız cevapları isimsiz olarak (ama izin verirseniz isminizle) yayınlayacağım.
Ama şunu unutmayın ki dostlarım; çalışmaya biraz ara verip, bu soruların doğru cevaplarını bulmaya konsantre olmalısınız. En azından akşamları. Her akşam. Ya da hafta sonları. Her hafta sonu. Birkaç saat. No’lur. Kendi geleceğiniz ve zihinsel ve ruhsal mutluluğunuz ve bedensel sıhhatiniz için birkaç saat duyarlılık.
Öylesine, haybeden bir hayat olmasın hayatınız. Başkalarının başrol oynadığı filmlerin zayıf ve korkak figüranları olmayın.
Başrolünüze geçin.
Kendi hayat filminizin başrolüne davet ediyorum ben sizi.
Bu dünyada herkes ama herkes kendi anlamını bulmalı.
Bunadır bütün çabam.
Herkes kendi içsel sesini duyabilmeli.
Varlık sebebini sorgulayabilmeli. Anlayabilmeli. Bulabilmeli.
Var olduğunu, var olmakta olduğunu ve var olacağını hissetmeli.
Bunun yolu ise, insanın sadece ve sadece sevdiği işe odaklanmasıyla oluyor Canlarım.
Kişi dünyadaki kendi imzasına odaklandığında, iz bırakıyor.
Tarihin akışına bir imza da o çakabiliyor.
Adını altın harflerle, kendi kişisel sayfasına yazabiliyor.
Ama varlık sebepleri, insanların kendi içsel seslerini duyurmamak olan harici ses kaynakları o kadar çok ki.
Durun ve biraz kısın sesi.
Durun. Biraz yavaşlayın. Dinleyin kendi iç sesinizi.
Dışarıdan gelen onca gürültüyü bastırabilmektir başarı. İçsel huzur başka türlü nasıl yakalanabilir?
Lüzumsuz gürültüler susturulmadan, o ahenkli içsel sesiniz, dünya tarihindeki yerini nasıl alabilir?
İnsanın kendi içsel sesini bularak, kendisi olmasını ve kendisini gerçekleştirebilmesini engelleyen sesler susturulmadan, bastırılmadan, insan nasıl başarılı olabilir?
İnsana kendini gerçekleştirmesi yerine, bir başkası için bir başkası olmasını ve böylece kendisine bile yabancılaşmasını sağlayan o gürültüler, o zırıltılar susturulmadan başarı nasıl gelebilir?
Biliyorum.
Yaşamın amacını arıyoruz hep birlikte.
Ama o asla arandığı yerde değil.
Yaşamın amacı, yaşamın anlamında saklıdır çünkü. Sizin yaşamınıza verdiğiniz anlamda saklıdır.
Ve sadece yaptıklarınızdır yaşamınızın anlamı. Ya da yapamadıklarınız…
İkisi arasındaki fark, bir insanın kendini gerçekleştirme oranını verir.
Kendiniz olmak, kendinizi bulmak ve kendiniz olarak kalmanız dileğimle,


Münir Arıkan
Düşünce Koçu
Munir@munirarikan.com